Boyalarımızı önceden teknikle 1,5 saat kadar ezip, 1-2 ay kadar dinlendirdiğimiz kavanozdan 1
çay kaşığı kadarını boş bir kavanoza alırız.
Sonrada boyamızın içine, boyanın kitre üzerinde kalmasını sağlayan ve damlaların büyüklüğünü küçüklüğünü ayarlayan "sığır
ödü' nü azar azar istediğimiz ayara gelene kadar biraz da su katarak ayarlarız.
Atılan suraya göre her boyaya ayrı ölçüde öd konulur. Hazırlanan boyalar fırçayla tesadüf atılarak değil de,
ebrucunun ustasından öğrendiği fırça vuruş tekniğiyle çalışacağı ebru çeşidine göre tekneye
serpilir.
Ebru sanatçıları boyaları serptiği fırçaları kendi hazırlar.
At kılını ve kurutulmuş
gül dalını, ustasından öğrendiği tarzda bağlar.
Tekne üzerine atılan boyalara istediğimiz şekli verdikten
sonra teknemizin ölçüsünden yarım veya 1 cm kadar kısa olan 1. hamur kağıdı teknenin üzerine bilinçli
bir şekilde ve yavaşça yatırarak, boyanın kağıda geçmesi sağlanır.
Kağıt yatırılırken arada hava kalmamasına dikkat edilir.
Kağıt 3-5 saniye sonra teknenin kenarlarına sürterek sıyrılıp alınır.
Temiz bir yere serilerek, kurutulur.
Bir ebrunun kurallarıyla muntazam şekilde yapılabilmesi için bir ustadan eğitim alması gerekir. Her suyun üstüne atılan ve kağıda alınan
boya ebru değildir. Ebru çok mistik bir sanattır ve klasik bilgiler doğrultusunda ebrucunun ruhunu
yansıttığı çok farklı bir sanattır. Tektir, asla aynısı bir daha oluşturulamaz. Oksit ve toprak
boyalarla yapıldığı için solmaz ve renkler uzun süre dayanır.
Ebru gizemli bir sanattır. Sanatçı tekneye boyalarını atar; fakat kağıtta ne çıkacağı hakkında
net bir fikri olamaz. O yüzden her kağıt çekiş ayrı bir heyecan doğurur. Çok sabır isteyen fakat
yarattığı heyecanla ebru, ebrucuya çok büyük mutluluk verir.